Türkiye'nin en büyük oyuncak müzesi: 1700'lerden bugüne nostaljik bir yolculuk

Can Öztürk Can Öztürk | | 2 dk okuma (390 kelime)
Türkiye'nin en büyük oyuncak müzesi: 1700'lerden bugüne nostaljik bir yolculuk
Samsun'da 800 metrekarelik alanda hizmet veren Oyuncak Müzesi, 1700'lü yılların sonundan günümüze uzanan bine yakın nostaljik ve tarihi oyuncakla ziyaretçilerini ağırlıyor. Dünya üçüncüsü, Türkiye birincisi olan müze, konseptiyle de dikkat çekiyor.

Samsun'un Canik ilçesinde yaklaşık 800 metrekarelik bir alanda ziyaretçilerini ağırlayan Oyuncak Müzesi, 1700'lü yılların sonlarından günümüze uzanan bine yakın nostaljik ve tarihi oyuncağı sergiliyor. Ahşap bebeklerden Prenses Diana figürüne, eski bakkal konseptinden bebek evlerine kadar pek çok eser, geçmişe ışık tutuyor.

Canik Belediyesi Mevlana Eğitim, Kültür ve Yaşam Kampüsü'nde kurulu olan müze, dünyanın üçüncü, Türkiye'nin en büyük oyuncak müzesi olarak biliniyor. Canik Belediyesi Oyuncak Müzesi İdarecisi ve Arkeolog Ümmühan Kığılcım, müzenin bu konumunu şöyle özetliyor: "Dünyada üçüncü, Türkiye'de birinci olarak geçiyor oyuncak müzemiz."

MÜZE BEŞ BÖLÜMDEN OLUŞUYOR

2017 yılında çalışmalara başlayan ve 31 Ocak 2018'de hizmete açılan müze, özellikle okul grupları ve yaz aylarında gelen turist kafileleri tarafından yoğun ilgi görüyor. Müze toplam beş sergi bölümünden oluşuyor; ortada büyük bir teşhir alanı, sağ ve solda ikişer ayrı sergi alanı yer alıyor.

Vitrin düzeni ve oyuncak seçimi, şair ve yazar Sunay Akın'ın danışmanlığında oluşturuldu. Sergi bölümlerine yerleştirilen QR kodlar sayesinde ziyaretçiler, oyuncakların hikayelerini Sunay Akın'ın sesinden dinleyebiliyor. Müzede toplam 14 QR kod bulunuyor.

Kığılcım, koleksiyonun en eski parçasının 1780-1790 yılları arasına tarihlendirilen bir ahşap bebek olduğunu belirtiyor. Güncel örnekler ise 1950'lerden 1980'lere kadar uzanıyor.

ÇOK DETAYLI, ÇOK İŞÇİLİK İÇEREN OYUNCAKLAR

Müzede pelüş oyuncaklardan ahşap oyuncaklara, bebek evlerine kadar çok çeşitli eserler sergileniyor. Bunlar arasında Lehmann grubunun kurmalı metal oyuncakları özellikle öne çıkıyor; renkli ve ince metal plakalardan üretilen bu parçaların bazıları hâlâ çalışır durumda bulunuyor.

Ziyaretçilerin ilgisini çeken sergi alanlarından biri de bebek evleri. Aslında bu oyuncaklar, geçmiş dönem kültürünü sonraki nesillere aktarmak amacıyla üretilmiş ve son derece detaylı işçilik gerektiren parçalar olarak öne çıkıyor.

GEÇMİŞTEN BİR KESİT SUNUYOR

  • En eski eser: 1700'lerin sonuna tarihlendirilen ahşap bebek
  • En güncel eserler: Barbie bebek evleri
  • Tarihî karakter figürleri: Prenses Diana, Laurel ve Hardy
  • 1980'li yılların mahalle konseptini yansıtan bakkal dükkanı
  • 1950-1960 kuşağına hitap eden Türk bakkalları galerisi

Bu galeride kuklacı, sahaf ve oyuncakçı gibi nostaljik dükcan canlandırmaları yer alıyor. Burayı gezen özellikle yaşça büyük ziyaretçiler, geçmişe yolculuk yaparak duygusal anlar yaşıyor.

OYUNCAKLARIN ARKASINDAKİ HİKÂYELER

Müzede en fazla Almanya'dan gelen oyuncaklar bulunuyor. Almanya'da oyuncaklar çocukları meslek edindirmek amacıyla tasarlanmış; kız çocuklar için dikiş setleri ve makineler, erkek çocuklar için ise fabrikalar, lokomotifler ve uçaklar üretilmiş.

Japonya'da ise atom bombası sonrasının travmasını atlatan çocuklar için oyuncaklar bir iyileşme aracı olarak kullanılmış. Renkli, hareketli, pilli ve ışıklı oyuncaklarla çocuklar yeniden hayata bağlanmaya teşvik edilmiş.

Müzede ayrıca kutu oyunları ve masa oyunları da sergileniyor; ailelerin bir arada kaliteli vakit geçirebilmesi için özel bir alan ayrılmış.

Can Öztürk - Vera Haber Gazetesi
Can Öztürk Kıdemli Teknoloji & Yapay Zeka Editörü

Yapay zeka, otonom sistemler, siber güvenlik ve teknoloji politikaları alanında uzmanlaşmış kıdemli teknoloji gazetecisi ve köşe yazarı.

Yazar Profili & Tüm Yazıları

Benzer Haberler

Yorumlar (0)