Kanada'da 1948–2004 yılları arasında aktif olarak işletilen ve toplamda yaklaşık 7,6 milyon ons altın üretilmiş kapatılmış bir maden alanında, yüz binlerce ton toksik arsenik tozu yerin derinliklerinde bekliyor. Yeni geliştirilen bir geri kazanım yöntemi ise bu devasa atık yığınını değerli ham maddeye dönüştürme potansiyeli taşıyor.
Cevher işleme aşamasında arsenopirit mineralinden açığa çıkan arsenik gazının soğumasıyla oluşan arsenik trioksit tozu, günümüzde 24 ila 76 metre derinlikteki 14 farklı alanda beton perdeler arkasında saklanıyor. Alanda çalışan personelin sağlığına yönelik riskler ve tünellerin karmaşık yapısı nedeniyle bu atıklar yüzeye çıkarılamıyor.
İçeriğinde %79 oranında arsenik trioksit bulunan bu atıklar, mevcut planlar dahilinde dondurma yöntemiyle yaklaşık 100 yıl boyunca kontrol altında tutulması hedefleniyor.
İki aşamalı yenilikçi süreç
Geliştirilen laboratuvar teknolojisi temel olarak iki aşamadan oluşuyor:
- Birinci aşama: Atıklar su ya da hafif alkali bir çözeltide çözülüyor. Bu sayede arseniğin %99'undan fazlası sıvı faza aktarılıyor. Altın bu süreçte çözünmediği için toksik bileşenin ayrıştırılmasının ardından altının geri kazanılması da büyük ölçüde kolaylaşıyor.
- İkinci aşama: Çözeltiye tiyoüre dioksit adlı madde eklenerek metal halindeki arseniğin çökmesi sağlanıyor.
Laboratuvar denemelerinde çözeltideki arseniğin %99'undan fazlasının geri kazanıldığı belirlendi. Ortaya çıkan malzemenin saflık oranı ise %99 bandının üzerine çıktı.
Ticari kullanımda henüz engeller var
Elde edilen nihai ürünün amorf yapıda olması, düzenli kristal yapıya sahip ticari arsenikten farklı bir görünüm sunuyor. Araştırmacılar, mevcut saflık seviyesinin mikroelektronik ve yarı iletken sektörlerinde doğrudan kullanılabilmesi için henüz yeterli olmadığını vurguluyor. Ekip ayrıca yöntemin endüstriyel ölçekteki maliyetini ve büyük miktardaki atıklar üzerindeki verimliliğini incelemeye devam ediyor.
British Columbia Üniversitesi'nden Tamara Etmannski, bu tür depolama alanlarının gelecekte elektronik sektörü için bir metalik arsenik kaynağına dönüşebileceğini belirtiyor. Yöntemin hem çevresel riskleri azaltma hem de değerli hammadde geri kazanımı sağlama potansiyeli taşıdığına dikkat çekiyor.